Dünyanın En Büyük Kitapçısı

Bir Kitapçıdan Daha Fazlası: Cole Kitap Sarayı (Cole’s Book Arcade)

Amelia Mellor’ın Dünyanın En Büyük Kitapçısı’ romanı, bizi 1890’ların Melbourne ‘üne, gerçek bir efsane olan Cole Kitap Sarayı’nın devasa rafları arasına götürür. Burası sadece bir dükkân değil; içinde egzotik kuşların uçuştuğu, piyanoların çalındığı ve her köşesinde yeni bir evrenin saklı olduğu büyülü bir sığınaktır. Kitabın kalbinde yatan ve bugün bile kütüphanecilik felsefesine ışık tutan o meşhur davet şudur:

İstediğiniz Kadar Okuyun – Satın Almak Mecburi Değildir

 

Amelia Mellor’ın “Dünyanın En Büyük Kitapçısı’’ için yazdığı ve Cole Kitap Sarayı’nın gerçek hikâyesine değinen tarihten notlarını sizler için paylaşıyoruz.

COLE KİTAP SARAYI

Artık bu kitabı bitirdiğinize göre merak etmiş olabilirsiniz: Melbourne’de gerçekten Cole Kitap Sarayı diye bir yer yoktu… var mıydı yoksa? Coles Süpermarketleri onun devamı mı? Kitapçı şimdi nerede?

Dünyanın En Büyük Kitapçısı, kurgu bir yapıt. Süpermarketle de hiçbir ilgisi yok. Cole çok rastlanan bir soyadıdır. Fakat Cole Kitap Sarayı’nı kuran bir Edward William Cole gerçekten vardı. Kent’te 4 Ocak 1832’de doğan Cole, on altı kardeşten en büyük ikinciydi ve babasını küçükken kaybetmişti. İlk gençliğini üvey babasının çiftliğinde çalışarak geçirdikten sonra 1849 yılında iş aramak için kendisine kalan küçük mirası alarak taşradaki evinden ayrıldı. Londra’nın kalabalık caddelerinde sandviç satarak iki yıl çok zor zamanlar geçirdi, sonra aynı şekilde iki yıl da Güney Afrika’da. Sonunda, ağabeyinin Kaliforniya’da yaptığı gibi o da kendi servetini Avustralya’nın altın madenlerinde aramaya karar verdi. Melbourne’e yirmi yaşındayken, 1852 yılının sonlarında ulaştı. Maden arayıcısı olarak başladığı iş hayatında limonata satıcılığı, marangozluk, gezi fotoğrafçılığı ve sahada bitki araştırmacılığı, turta satıcılığı yaptı; çok sevilen bir kitap satıcısı, yazar, baba, arkadaş, eşitlik savaşçısı ve Avustralya’nın sıra dışı bir simgesi oldu.

Eş aramak için gazetelere gerçekten de reklam verdi, tesadüfen karşılaşmalar yerine bu yöntemle iyi bir eş bulmasının daha olası olduğuna inanıyordu. 1842 yılında Hobart’ta doğan Eliza Frances Jordan, ona yazmaya cesaret edenlerden biriydi. Eliza otuz, Cole kırk yaşındaydı. O yıllarda, insanın bu yaşlardayken kendisine eş aramak yerine, en büyük çocuğunun evleneceği kişiyi bulmasına yardım etmesi gerektiği düşünülürdü. Mizah duyguları başta olmak üzere ortak birçok yanları olduğunu fark ettiler, birkaç ay içinde de evlendiler. İş ortağı olarak da birbirleriyle çok uyumluydular. Bay Cole’un pazarlama ve samimi bir ortam yaratma konusunda inanılmaz bir yeteneği vardı fakat iyi performans göstermeyen çalışanları işten çıkarmak şöyle dursun, azarlayamazdı bile. Bayan Cole, Kitap Sarayı’na “göz kulak olma” işini kendi üzerine alıp, çalışanların hep en iyi şekilde çalışmalarını sağladı.

Aslında birkaç Cole Kitap Sarayı olmuştur. Bay Cole’un 1873 yılında Bourke Caddesi’nin sonunda, Parlamento Binası’nın yanında açtığı ilk Kitap Sarayı kesinlikle çok tutulmuştu. Ayrıca yirminci yüzyılın ilk yıllarında Sidney ve Adelaide’da şubeler açıldı. Melbourne’deki ikinci Kitap Sarayı, Bourke Caddesi’nin güney kısmında, Swanston ve Elizabeth Caddeleri arasında bir pasajda yer alıyordu, asıl Cole Kitap Sarayı da o olmuştur. Bu pasaj, gerçekten de 1883’te Melbourne Kupası’nın final gününde açıldı. Tam Cole’dan bekleneceği üzere, herkesin görmesini sağlayacak şekilde gazetelere tam sayfa ilan verilmişti. “OKUYUN” kelimelerinin çerçeve oluşturacak şekilde yan yana dizildiği ilanda şöyle yazıyordu:

COLE’UN YENİ KİTAP SARAYI KUPA GÜNÜ AÇILIYOR.

MELBOURNE’ÜN EN GÜZEL SEYİRLİĞİ,

üstelik DÜNYANIN EN BÜYÜK KİTAPÇISI. Yarışlardan

 hoşlanmayan entelektüelleri YARIŞLAR yerine açılışa

davet ediyoruz.

Fakat normal kitap sayfalarıyla bahis defteri sayfaları arasında tercih yapan pek olmadı. Çoğu kişi ikisini de istiyordu. Atlar koştuktan sonra kendileri de yeni Kitap Sarayı’na gitmek için yarıştılar. O kadar heyecanlıydılar ve bir kısmı da o kadar kendinden geçmişti ki açılışın tadı kaçmaya başladı. Bazı yerlerde insanlar rafların arasında o kadar sıkışmıştı ki hareket edemiyorlardı. Cole, çalışanlarından girişe bir bariyer koymalarını, herkesten de üçer peni talep etmelerini istedi. Bunun karşılığında Kitap Sarayı’na giriş hakkının yanı sıra mağazada alışveriş kredisi olarak kullanılabilecek veya hatıra olarak saklanabilecek özel madalyonlardan birini alacaklardı. Söz konusu madalyonlar, yirmi yıl boyunca Kitap Sarayı deneyiminin bir parçası olmayı sürdürdü, çoğu ziyaretçi kolye veya bilezik olarak kullanmak için madalyonlara delikler açtırmıştı. Bunlar günümüzde de çok popüler koleksiyon malzemeleridir.

Bay Cole’un iddialı tutkularıyla kimse başa çıkamazdı: 1883’te açılan Kitap Sarayı gerçekten muhteşemdi. Melbourne’e gelen herkesin mutlaka ziyaret ettiği bir yerdi. Kendi büyük büyük teyzemden tutun da Rudyard Kipling ve Mark Twain gibi kelimenin tam anlamıyla o günlerin büyük şöhretlerine kadar herkesin. Üç katlı bir yerdi burası, tam ortasında bir ışık bacası bulunuyordu. Bay Cole sarayında iki milyon kitap olduğunu iddia ediyordu fakat bu, muhtemelen abartılı bir sayıdır. Bay Cole gerçeğe çok değer verirdi, doğru; yine de beyaz yalanlar kimseye zarar vermediği sürece, gerçeklerin iyi bir hikâyenin önüne geçmesine asla izin vermezdi.

Çay Salonu, Kitap Sarayı Orkestrası, şekerci, Oyuncak Vadisi, Harikalar Dünyası, parfümeri, kırtasiye bölümü, müzik bölümü, süs eşyalarının sergilendiği vitrinler, Tropik Bahçe, papağanlar, fotoğraf stüdyosu, mekanik bir müzik kutusu (Symphonion), Bizimkiler, güldüren aynalar, sabun dağı ve mekanik tavuk; bunların hepsi Kitap Sarayı’nın bir parçası olmuştu fakat aynı dönemde olmayabilir. Gökkuşağı tabelaları da genellikle yedi değil, sekiz şeritliydi.

Ailenin yaşadığı daire, 1893’te kesinlikle Cole Kitap Sarayı’nın bir bölümü olmuştur. Bay ve Bayan Cole, 1887’den itibaren altı çocuklarıyla birlikte bu dairede yaşadılar. Çocukların adları bu kitapta kullanılan adlarla aynıydı: Linda (Ada Belinda), Eddie (Edward William Jr), Vally (Valentine Francis), Ruby Angelina, Pearl Adelia ve Ivy Diamond (genelde babası için Diamond, diğer herkes için Ivy’ydi). Linda’nın oğlu Cole Turnley tarafından yazılan bir biyografi olan Kitap Sarayı’ndaki Cole kitabına göre, sıra dışı babalarına çok düşkün şamatacı bir gruptular. Okuduğunuz kitapta geçen hikâyeciklerin çoğu gerçektir, Turnley’ye bizzat yetişkin Cole kardeşler tarafından anlatılmıştır. Bayan Cole akşamları düzenlenen partilere, oyunlara, ruh çağırma seanslarına ve “beyin dalgaları” ifadesine bayılırdı. Onunla evlenmek isteyen bir önceki talibi, kendisini Yarra Nehri’ne atmakla tehdit edince gerçekten şirretleşmişti. Pearl, partilerdeki numaraları ve zekâ oyunlarını çok severdi, büyüdüğünde bunlarla ilgili Yepyeni Akşamlar adlı bir kitap yazmıştı.

Ne yazık ki minik Ruby Cole ile ilgili kısım da doğru. Mart 1890’da sekiz yaşındayken, kızıl hastalığından hayatını kaybetti. Kızıl hastalığının, streptokok bakterilerin yol açtığı bir boğaz enfeksiyonu olduğunu ve antibiyotiklerle tedavi edilebildiğini artık biliyoruz. Ruby’nin babası, Cole’un Komik Resimli Kitabı 1 adlı kitabının her yeni baskısında onu şarkısıyla andı. Kitaptaki “Ruby Cole ve Akıllı Kurbağası” şarkısını, kızının ölümünden sadece birkaç hafta önce yazmıştı. Aslına bakılırsa Bay Cole’un çocuklarının tümü, küçük okurlar için yazdığı kitaplarda karşımıza çıkarlar; komik şiirlerin, gülünç resimlerin, matematik bulmacalarının özneleri olurlar. Bunların içinde gökkuşağı renklerindeki maymunlarla ilgili bir masal da vardır. Bay Cole, her yaşta okurlar için hem eğlendiren hem de eğiten pek çok eser yazıp derlemiştir. Kitap Sarayı’nın en parlak günlerinde bu kitaplar, Avustralya’nın en çok satan çocuk kitaplarıydı çünkü hem ucuz hem de ilgi çekiciydiler. Melbourne’lü bir baba, 1879’da basılan ilk ve en ünlü Komik Resimli Kitap için şöyle diyordu: “İçinde bir sürü saçma şey var fakat çocuklara ellerinden bıraktıramıyorum.” Komik Resimli Kitaplara benzeyen onlarca başka kitap da vardı: Cole’un Aile Eğlenceleri ve Zihin Açıcı Oyunları, Hayvanlar Hakkında Her Şey, Cole’dan Komik Doktor Hikâyeleri ve Çocuk Ülkesi gibi. Bu kitaptaki bulmaca ve şiirlerin bazıları o ciltlerden alınmıştır. Diğerleri de o kitaplardaki tarzları taklit etmektedir. 1883 Kitap Sarayı’nın açık kaldığı süre içinde Cole’un pek çok kitabı ve broşürleri yayımlanmış, defalarca yeniden basılmıştır.

Tahmin edilebileceği gibi diğer yayıncıların çoğu, Cole’un fikirlerini genelde skandal olarak değerlendiriyordu. Cole, bütün dinlerin iyilikle ilgili aynı temel mesajı verdiğine inanırdı. Ticari logo olarak gökkuşağını kullanması, gökkuşaklarının kutsal metinlerdeki önemli yeri nedeniyle dindar insanların bir kısmını kızdırıyordu. Henüz eğitimsiz bir gençken bile ırkçılığı kınamış, tanıştığı herkese iyi davranma sözüne hep sadık kalmıştır. Her insanın sınıf, ırk, din ve cinsiyetinden bağımsız olarak güvenli, sağlıklı, doyurucu bir varoluş konusunda aynı haklara sahip olması gerektiğine inanıyordu. Gelecekte, dünya üzerindeki her insanın bu hakları elde edeceğini öngörüyordu. Eğitim hakkı, onun için özellikle çok önemliydi. Kitap satmaya başladığı ilk günlerinden itibaren sloganı, İstediğiniz Kadar Okuyun – Satın Almak Mecburi Değildir olmuştu. Kişisel felsefesi şuydu: “Dünyanın gerçek kurtuluşuna, her insanın okumayı öğrenmesi ve düşünmeye teşvik edilmesiyle ulaşılır,” (vurgular kendisinindir). Bu felsefeye o kadar bağlıydı ki bazen sadık müdürü William Pyke’la Kitap Sarayı’nın reklam katalogları hakkında anlaşmazlığa düşerdi. Katalogların hiçbir yerinde “satın almak” sözünün bulunmasını istemezdi çünkü ısrarcı görünmek istemiyordu.

Cole’un ikinci Kitap Sarayı’nda çok kültürlü bir çalışan grubu vardı, bununla da çok gurur duyardı. Beyaz Avustralya Politikası’nı* asla kabul etmemiş, farklılıklara saygılı bir toplumun değerlerine ilişkin çok tartışılan bir dizi makale yazmıştı. Aslında Çay Salonu’nu da Asyalı insanlara karşı ırkçılığa bir cevap olarak açmıştı. Çinli ve Hintli çalışanları işe almış, bunu yaparak da alttan alta müşterilere paylaştıkları insanlığı göstermek istemişti. Kitap Sarayı’nın kendisi gibi Cole Çay Salonu da Melbourne halkının sosyalleşmek için seçtiği popüler bir yer olmuştu.

* Beyaz Avustralya Politikası, Avrupalı olmayan diğer etnik kökenli insanların (özellikle de Asyalılarla Pasifik Adaları’ndan gelenlerin) Avustralya’ya göç etmesinin yasaklanmasını amaçlayan politikalara verilen isimdir.

Bay Pyke, Bay Gabriel, Bayan Fowler, Bay Pamamull, Bay Chillingsworth, Bay Endacott ve Bayan Finch, gerçek Kitap Sarayı çalışanlarından birkaçının isimleridir. Fakat bazı durumlarda farklı kişileri birleştirdim, çalışma tarihlerini biraz değiştirdim ya da onlara biraz farklı roller verdim. (Örneğin Harriet Kay, gerçekte hayvan bakıcısı ve asansör görevlisi olan Gabe Mellot ve Harry Gay’in kabaca bir karışımıdır.) Simon Gabriel da özellikle ilginç biriydi: Çok eğitimli bir adamdı, dört dili akıcı bir şekilde kullanabiliyordu, Bay Cole’un yakın arkadaşı olmuştu. Derisindeki renk pigmentlerini etkileyen bir rahatsızlığı yani vitiligosu olduğu için “beyazlayan siyah adam” olarak tanınırdı. Gabriel ve Cole, ırksal farklılıklar hakkındaki varsayımlarını sorgulamak için insanlardan sık sık Gabriel’in hangi ülkeden geldiğine ilişkin tahminde bulunmalarını isterlerdi. Buna karşın, on dokuzuncu yüzyılın büyük sahtekârlarından Amerikalı P. T. Barnum’un aksine, Bay Cole insanları asla “ucube şovları” düzenleyerek sömürmemiştir. Harikalar Dünyası’nda hayret ve şaşkınlık içinde seyredilenler, yalnızca müşterilerin güldüren aynalardaki kendi görüntüleri olmuştur.

Cole, hayatı boyunca her zaman dünyayı daha iyi bir yer yapmak için uğraştı. Ancak aynı zamanda kendi döneminin insanıydı. Dünya barışının, dünyanın bütün kültürlerinin tek bir kültür içinde erimesiyle sağlanacağına yürekten inanıyordu; bu tek kültür, asıl olarak Avrupalı yaşam tarzına dayanmalı ve İngilizce de dünyada kullanılan tek dil olmalıydı. Murray Nehri’nden aşağıya tekneyle indiği 1861 yılında, yol arkadaşı George Burnell’la birlikte toprakların tarım için ne kadar uygun olduğunu göstermek amacıyla fotoğraflar çekmişlerdi. Bu görevler, Riverine bölgesinde 1860’larda sömürgeciliğin kötü etkilerini çoktan yaşamaya başlamış olan, birbirinden farklı yirmiden fazla kültürel gruptan oluşan Avustralya yerlilerinin bağımsızlıklarının tanınması açısından hüsranla sonuçlandı. Cole ve Burnell, çiftçilerin devralması için arazilerin “terra nullius (sahipsiz toprak)” olarak ilan edilmesine ve böylece geleneksel sahiplerinin mülksüzleştirilmesine istemeden katkıda bulunmuş oldular.

Bay Cole’un dikkat çekici bir yaşamı ve eşsiz bir kariyeri oldu. Hayatını 18 Aralık 1918’de, seksen yedinci yaş gününe iki hafta kala kaybetti. Ne yazık ki ölümüyle Kitap Sarayı da ruhunu kaybetmiş oldu. Vasiyetinde seçtiği vekilleri işi anlayıp yönetmekte o kadar başarısız oldular ki sadık dostu Bay Pyke bile orada çalışmaya dayanamadı ve dünyanın en büyük kitapçısı kurucusunun ölümünden on yıl sonra kapandı. Bina 1929’da Jim Whelan ve Oğulları –orijinali Whelan the Wrecker– tarafından yıkıldı. Yaşlı Melbourne sakinleri Kitap Sarayı’nın yerine inşa edilen J. G. Cole binasını hatırlayabilirler fakat bu aynı aile değildi, yalnızca soyadı benzerliğidir. Bu kitabı yazmaya başladığımda, Bourke Caddesi 299 numaradaki altı katlı pembe binada David Jones erkek giyim mağazası vardı. Yazmayı bitirdiğimde ise bina tekrar satılığa çıkarılmıştı. Binanın hikâyesinin son bölümünü görebilmek için oraya gidip kendiniz bakmanız gerekebilir.

Cole ailesinin çocukları kendi yollarında ilerlediler. Linda Cole ve eşi, 1937’ye dek kendi kitapçı dükkânlarını işletti. Bu dükkân, hem büyüklüğü hem de atmosferi açısından 1873’teki nispeten küçük Cole Kitap Sarayı’na benziyordu. Vally avukat olmadı, yine de bir dönem Doğu Melbourne’deki yerel seçimlerde adaylığını koydu. Pearl hariç, bütün çocuklar evlenip kendi ailelerini kurdular. Pearl hiç evlenmemekle birlikte asla yalnız bir hayat da sürmedi. Pearl’ün; hayatı, sakinleşip tek bir yere bağlanamayacak kadar çok sevdiğini düşünüyorum: Yepyeni Akşamlar kitabındaki yazıları, annesi gibi Pearl’ün de partileri çok sevdiğini gösteriyor.

Kitap Sarayı yok olmuş olabilir fakat ondan kalan birkaç iz hâlâ varlığını sürdürmektedir. Cole’un Komik Resimli Kitapları, benim de bu kitap nedeniyle kendilerine minnettar olduğum mirasçıları tarafından pek çok kez yeniden basıldı. Günümüzde Melbourne’e giderseniz Little Collins Caddesi’ne bağlanan Howey Place adlı bir ara yol bulursunuz (umarım). Burası bir zamanlar Cole Yolu diye bilinirdi, Bay Cole’un Kent Konseyi’nden izin almadan yerleştirdiği cam tavan da hâlâ sokağın üstünü örtmektedir. Howey Place’in batı yanındaki kızılımsı kumtaşı bina, bir zamanlar Oyuncak Vadisi’nin bulunduğu yerdi. Cole ailesinin kitaplarının, broşürlerinin, günlüklerinin, fotoğraflarının ve mektuplarının kopyaları Victoria Eyalet Kütüphanesi’nde görülebilir. Ayrıca Melbourne Müzesi’ndeki Victoria Tarihi bölümünde bulunan Cole Kitap Sarayı sergisine de mutlaka uğramalısınız. Yirmi İkinci Bölüm’de Pearl’ün gördüğü sergi orasıdır. Bu sergide, sekiz şeritli bir gökkuşağı tabelasının altında Kitap Sarayı’nın orijinal hazinelerinden bir seçki yer alır: Mekanik Yumurtlayan Gıt Gıt Tavuk, Bizimkiler, müzik kutusuna benzeyen Symphonion ve Cole madalyonlarından bazıları gibi.

Cole Kitap Sarayı’nı canlı tutabilmek için sizin de yapabileceğiniz bir şey var. Bay Cole’un dediği gibi kitaplar insanlığın tüm bilgisini saklar, onlar sayesinde bilgi asla yok olmaz. O yüzden hemen gidip sizin için özel olan birini bulun ve bu kitaptan insan olmakla ilgili öğrendiğiniz şeyleri onunla paylaşın. Belki onların da Cole’un Komik Resimli Kitabı’ndan sizinle paylaşmak istedikleri kendi hatıraları vardır!

Amelia Mellor

AnasayfaAramaSepetimÜyelikMenü
KATEGORİLER