Tadımlık |
Toprağa ve Güneşe Saldırmak
Çağdaş Dünya Edebiyatı, Ödüllü Kitaplar
9786253843052
Açıklama
Toprağa ve Güneşe Saldırmak
Seraphine, ailesiyle birlikte zorlu bir yolculuğun ardından Fransa hükümetinin vaat ettiği Cezayir topraklarına varır. Kuracakları tarım kolonisiyle daha iyi bir yaşam hayalinin peşinden sürüklenen tüm yerleşimciler gibi o da bu çetin Afrika toprağında yoksulluk, hastalık ve ölümden başka bir şey bulamayacaktır.
Bir yandan koloniciler kendi topluluklarını oluştururken diğer yanda yaşananlar, aldığı korkunç emirleri sorgusuz sualsiz yerine getiren işgalci bir Fransız askerinin gözünden en acımasız haliyle dile getirilir. Cezayir’e sözde “medeniyet” götürmekle görevlendirilmiş askerlerin köyleri yağmalayıp yaktığı, yerli halka zulmettiği bu sömürgeci savaşta insanlığın yavaş yavaş yitirilişine tanık oluruz.
Mathieu Belezi, bugün hâlâ yüzleşilmeyen, tarihin sessiz kalan o ânına, karanlık tarafa çekiyor okuru. Sömürgeleştirmenin ardındaki o büyük yıkımı, hem toprağa hem de insanlığa saldıran bir medeniyetin eleştirisini rahatsız edici gerçeklerle aktararak sanata dönüştürüyor.
“Kimse bana Cezayir’in sömürgeleştirilmesini bu şekilde anlatmamıştı.” –Frédéric Beigbeder
“Muhteşem bir dille yazılmış müthiş bir kitap.” –Tahar Ben Jelloun
Etiket Fiyatı : 288.00 TL
İş Kültür İnternet Sitesi Fiyatı
201.60 TL
Çağdaş Dünya Edebiyatı Kategorisinde En Çok Satan Kitaplar
Kitapçılarımızın Yorumları
Mathieu Belezi’nin kısa ama yoğun romanı, Fransız sömürgeciliğini Cezayir çölü bağlamında sert ve sarsıcı bir dille ele alıyor. Yerleşimci askerlerin ve sivillerin bakış açısından ilerleyen anlatı, toprağı “medenileştirme” iddiasının ardındaki şiddeti, yabancılaşmayı ve doğayla girişilen anlamsız savaşı gözler önüne seriyor.
Belezi, tarihsel bir dönemi aktarırken epik bir anlatıdan ziyade, insanın doğaya ve kendine yönelttiği yıkımı çıplak bir gerçeklik olarak sunuyor. Roman, sömürgeciliğin yalnızca sömürüleni değil, aynı zamanda sömüreni de çoraklaştırdığını güçlü bir atmosferle hissettiriyor.
Sömürgecilik döneminde Cezayir’e yerleşen Fransızların yaşadığı zorlu hayatı çarpıcı bir dille anlatır. Roman, hem umut hem de hayal kırıklığı arasında sıkışan karakterlerin iç dünyasını derinlemesine işler. Toprakla kurulan bağ, hayatta kalma mücadelesi ve insanın doğayla çatışması eserin merkezinde yer alır. Postkolonyal edebiyatın örneklerinden biridir ve bu yönüyle tarihsel gerçekliği edebi bir derinlikle sunar.
















